Deprem Sonrası Kurtarma Çalışmaları

Prof.Dr. Necati DEDEOĞLU, Uz.Dr. Hakan ERENGİN (Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı) ve Uz.Dr. Kayıhan PALA’nın ( Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı) yürüttüğü araştırma sonuçları Toplum ve Hekim Dergisinin Eylül-Ekim 2000, cilt 15 ve 5. sayısında yayınlanmıştır.
Araştırma kesitsel, tanımlayıcı bir türde bir saha araştırması olarak 18.10.1999 tarihinde, depremden 2 ay sonra, Gölcük’te kurulmuş bulunan 21 çadırkentte ve Gölcük kentinde mahalle aralarında kurulan çadırlarda yürütülmüştür. 5000’den fazla aileye hazırlanan naket sonucu yüzyüze görüşülme yapılmıştır. Sonuçta 480 aile ve 1895 birey ile ilgili bilgi toplanmıştır. Anketin saha çalışmasında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi son sınıf öğrencilerinden 20 kişilik bir grup yürütmüştür.
Veriler bilgisayar ortamında SPPS paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Yıkıntı altında kalma ve yaralanmalardaki risk faktörlerini belirleyebilmek için odds ratio’lar hesaplanmıştır.

BULGULAR

Tablo 1: Araştırmaya Alınan Nüfus, Yaş Grupları ve Cinsiyet Dağılımı  

Yaş

Erkek

Kadın

Toplam

Grupları

Sayı

%

Sayı

%

Sayı

%

0-4

62

52,5

56

47,5

118

6,2

5-14

178

44,9

218

55,1

396

20,9

15-24

209

47,1

235

52,9

444

23,4

25-34

129

45,3

156

54,7

285

15,0

35-44

140

44,9

172

55,1

312

16,5

45-54

112

54,4

94

45,6

206

10,9

55-64

33

43,4

43

56,6

76

4,0

65 +

25

43,1

33

56,9

58

3,1

Toplam

888

46,9

1007

53,1

1895

100,0

Araştırmaya alınan dağılım (Tablo 1) depremden önceki Gölcük ilçe merkez nüfus dağılımına uyduğu, ancak depremden sonraki durumdan kaynaklanan etkilerle kadın oranının % 3.6 daha fazla, 0-4 yaş ve 55 yaş üstünün nüfus oranı daha az olarak tespit edilmiştir. Bu durum araştırmanın temsiliyet yönünden bir sorun olarak önemi bulunmamaktadır.  

Yıkıntıda

Sayı

%

Odds

% 95

Kalma

Ratio

Güvenirlik

Durumu

Sınırları

Yıkıntı

Altında

Kalan

Ölü

412

33.6*

1.45

1.27< OR < 1.64

Yaralı

531

43.2

1.86

1.65 < OR < 2.10

Sağlam

285

28.5

1

Toplam

1228

64.8

Yıkıntı

Altında

Kalmayan

Ölü

0

Yaralı

243

36.4*

0.57

0.51 < OR < 0.64

Sağlam

424

63.6

1

Toplam

667

35.2

Toplam

1895

100.0

 

* Yüzdeler yıkıntı altında kalma durumu toplamına göre hesaplanmıştır.

Tablo 2’den görülebildiği gibi yıkıntı altında kalma ölüm riskini çok arttırmaktadır. Aslında ölen 412 kişinin hepsi de yıkıntı altında kalmışlardır. Yapılan odds ratio analizinde yıkıntı altında kalmanın sağlamlara göre ölüm riskini % 45, yaralanma riskini % 86 arttırdığı anlaşılmaktadır. Yaralanma ve yıkıntı altında kalmada cinsiyet açısından önemli fark bulunmamıştır. Öte yandan, 0-4 yaş grubundan diğer yaş gruplarından daha fazla oranda ( % 20-25 daha çok) yıkıntı altında kalmasına karşın çok daha az ( üçte bir oranında) yaralandığı ortaya çıkmaktadır. Bu duruma büyük olasılıkla annelerin küçük çocukları ile birlikte yatması ve onları yaralanmadan korumaları neden olmuştur. 

Araştırmada binaların kat sayısına ve ailenin oturduğu kata göre yıkıntı altında kalma riskinin değişip değişmediği odds ratio’lar hesaplanarak incelenmiştir. Ölenlerde olduğu gibi ( Dedeoğlu, N. Ve diğerleri; 2000:2-9) yıkıntı altında kalmada da öncelikle çok katlı binalar, sonra da bina kaç katlı olursa olsun orta ve üst katlarda oturuyor olmak yıkıntı altında kalma riskini artırmaktadır. 

Tablo 3: Yıkıntı Altında Kalanları Kurtaranlar 

Yıkıntıdan Kurtaran

Sayı

%

Kendisi çıktı

148

18.1

Komşu, Akraba

631

77.3

Asker

13

1.6

Sivil Savunma

6

0.7

AKUT

4

0.5

Yabancı Gönüllü

9

1.1

Bilmiyor

5

0.6

Toplam

816

100.0

Tablo 3’de görüldüğü gibi yıkıntı altında kalan yaralı ve sağlam kişilerin bir kısmı (% 18.1) yıkıntıdan kendi kendine çıkmakta, çoğunuda (% 77.3) akrabaları ve/veya komşular kurtarmaktadırlar. Zaman geçtikçe yıkıntı altından canlı kurtarılma olasılığı azalmaktadır.

Tablo 4’de görülebildiği gibi yıkıntı altında kalan depremzadelerin % 16.6’sı depremden hemen sonra, ilk yarım saat içinde genellikle kendi çabaları ile yıkıntıdan çıkabilmişlerdir. Canlı kurtarılanların % 80’ni ilk 6 saat, % 91.8’i ilk 12 saat içinde kurtarılabilmişlerdir.

Tablo 4: Saatlere Göre Yıkıntıdan Yaralı ve Sağlam Kurtulma Sıklığı 

Saat

Kurtulan Kişi Sayısı

Kurtulan Kişi (%)

Kümülatif (%)

Canlı Kalan Yüzdesi

Yarım saatten az

134

16.6

16.6

83.4

1 saat sonra

220

27.0

43.6

56.4

2 saat sonra

73

9.0

52.6

47.4

3 saat sonra

45

5.5

58.1

41.9

4 saat sonra

68

8.4

66.5

33.5

5 saat sonra

60

7.4

73.9

24.1

6 saat sonra

50

6.1

80.0

20.0

7 saat sonra

16

2.0

82.0

18.0

8 saat sonra

31

3.8

85.8

14.2

9 saat sonra

22

2.7

88.5

11.5

10 saat sonra

9

1.1

89.6

10.4

11 saat sonra

8

1.0

90.6

9.4

12 saat sonra

10

1.2

91.8

8.2

13-18 saat sonra

19

2.3

94.1

5.9

19-24 saat sonra

7

0.8

94.9

5.1

25- 48 saat sonra

22

2.7

97.6

2.4

49-96 saat sonra

13

1.6

99.2

0.8

97-144 saat sonra

5

0.6

99.8

0.2

145-216 saat sonra

2

0.2

100.0

0.0

Toplam

814*

100.0

* Yıkıntıdan çıkarılan iki kişinin çıkartılma saati belli değildir.

 

Depremde 774 kişi yaralanmıştır. Ölümlere ve yıkıntı altında kalmaya benzer olarak, yaralanmalar bina yüksekliği ile ilişkili bulunmuştur. Yapılan lojistik regrasyon analizinde bina ne kadar yüksekse ve oturulan kat ne kadar üstlerde ise yaralanma riskinin o kadar arttığı görülmektedir.    

Yaralanma şekli Sayı %
Ezik

359

46.4

Kesik-Yırtık

200

25.8

Kırık

112

14.4

Cam Kesiği

96

12.4

Amputasyon

2

0.3

Yanık

2

0.3

Delinme

1

0.1

Bilinmiyor

2

0.3

Toplam

774

100.0

Tablo 5: Yaralanma Şekillerinin Dağılımı 

Tablo 5’de yaralanma tipi dağılımları görülmektedir. İlk sırayı, beklendiği gibi ezikler almaktadır. Cam kesiklerinin % 12.4 olması ilginç bir düzeydedir. Bunlar kesikler olmayıp, bazıları küçük ameliyat gerektiren, en azından dikiş atılan ya da pansuman yapılan kesiklerdir. Yaralanmanın vucudun neresinde olduğu tablo 6’da verilmektedir. Ekstremite ve baş yaralanmalarının çok olması beklenen durumdur. Tablo 7 yaralanmaların nasıl olduğunu vermektedir.

Tablo 6: Yaraların vucuttaki yerine Göre Dağılımı                   Tablo 7: Yaralanmanın Oluşma Şekline Göre Dağılımı

Yaralanma Yeri Sayı % Yaralanma Nedeni Sayı %
Kol-Bacak

266

57.3

Duvar, Kolon Çöktü

356

46.0

Kafa

79

17.0

Ağır eşya düştü

139

18.0

Göğüs

36

7.8

Düşen cisim çarptı

134

17.3

Omuz

22

4.7

Sarsıntıda yere düştü

44

5.7

Bel

17

3.7

Kurtarılırken yaralandı

20

2.6

Sırt

15

3.2

Pencereden/Balkondan atladı

13

1.7

Kalça

9

1.9

Yıkıntıdan kendisi çıkarken

12

1.6

Batın

5

1.1

Başkasını kurtarırken

2

0.3

Boyun

3

0.6

Diğer

15

1.8

Omurga

3

0.6

Bilinmiyor

39

5.0

Tüm Vucut

9

1.9

Toplam

774

100.0

Toplam

464*

100.0

*En önemli yaranın bulunduğu organ alınmıştır.

Betonarme binalarda beklendiği gibi yaralanmanın çoğu kişilerin üzerine duvar kolon gibi yapı elemanlarının düşmesiyle oluşmuştur. İkinci sırada ise evdeki ağır eşyaların ( dolap, kütüphane vb.) neden olduğu yaralanmalar vardır. Yapılan ek analizlerde bu iki faktörden ezik ve kırıkların çoğunun nedeni olduğu görülmüştür. Kurtarılırken 20 kişinin yaralanması kurtarmada amatörlüğü göstermektedir. 

Tablo 8: Yaralılara İlk Yardım Sağlayan Yerler

İlk Yardım Verilen Yer Sayı %
Almadım/ Alamadım

249

32.2

Yerel Sağlık Personeli

302

39.0

Bölge Dışı Hastane

128

16.5

Ambulansta

42

5.4

Diğer Afetzadeler

35

4.5

Kurtarma Ekipleri

10

1.3

Bilmiyor

8

1.0

Toplam

774

100.0

İlk yardım almadım/alamadım kategorisine ciddi yaralanması olduğu halde sağlık hizmeti bulunmayışı veya sıkışıklık nedeniyle tıbbi yardım alamayanlar ile yarasının çok ağır olmadığını düşündüğü için ilk yardım istemeyenler girmektedir. Tablodan görüleceği gibi diğer afetzadelerin ilk yardımda payı çok düşüktür ( 4.5). Buradan afetzadelerin ilk ve acil yardım bilgilerinin yetersiz olduğu görülmektedir. 

SONUÇ 

Araştırmamızın sonucları yıkıntı altında kalmanın ölüm ve yaralanma riskini önemli oranda arttırdığını göstermektadir. Bazı depremlerde yaralanmaların bir kısmı dışarıda, sokakta bulunanların üzerine kiremit, tuğla, duvar düşmesi nedeniyle olmaktaysa da, 17 Ağustos depremi gece olduğu için bu tür yaralanmalara rastlamadık. Yıkıntı altında kalan depremzadelerin büyük bir çoğunluğunun akrabaları veya komşuları tarafından kurtarılmış oldukları, profesyonel ekiplerce kurtarılanların az olması, deprem riski altındaki bölgelerde insanların kurtarma konusundaki eğitilmelerinin ve balyoz, kazma, kriko, levye gibi bazı gereçlerin depolanması gereğini bir kez daha gündeme getirmektedir.

İlk yardım alalmayanların yüksek sayıda olması, yine bu konuda da toplum eğitiminin önemine dikkat çekmekte ve dış yardımın her zaman geç geldiğini bir kez daha vurgulamaktadır. Gölcük’ün İstanbul, Bursa, Eskişehir gibi merkezlere çok yakın, havadan, denizden, karadan ulaşımın mümkün olduğu gelişmiş bir ilçeyken bile kurtarma ve yardımın bu kadar geç ulaşıyor olması kış koşullarında Doğu Anadolu’da kırsal kesimde olabilecek bir depremdeki dış yardımın etkisini iyice kuşkuya düşürmektedir. 

Yüksek katlı binalar, ve binaların üst katları, ölümlerde olduğu gibi, yıkıntı altında kalma ve yaralanmalarda da risk taşımaktadır. Sık deprem geçiren bölgelerde yüksek katlı binalara izin verilmemelidir. 

Ölülerin solunum yollarının tozla kaplı olması, deprem sırasında ağzın ve burnun bir bezle kapatılmasının korumada önemli olabileceğini ima etmektedir. Evdeki ağır eşyaların düşmesi sonucu ağır yaralanmaların fazlalığı da deprem riski taşıyan bölgelerdeki evlerde odalardaki düşecek eşyaların saptanması ve bunların sabitlenmesinin yararı bulunmaktadır. 

Yaralananlar arasında kırıklar fazla görülmemekte, buna karşın yarıdan fazlası ekstremitlerde ezik, kesik, yırtık, cam kesiği gibi yaralanmalara sık rastlanılmaktadır. Depremden hemen sonra en çok yararlı olacak tıbbi malzemenin su ve sabun, tetanoz aşısı, analjezikler, yara dikiş malzemesi, steril gazlı bez ve pansuman malzemesi, çeşitli boy ateller olduğu, antibiyotik, antiallerjik, oksijen tüpü, alçı, elastik bant, sonda, termometre, kan gibi malzemeye fazla gerek duyulmadığı anlaşılmaktadır. Yaz aylarındaki depremlerde dehidratasyon gözönünde bulundurularak IV mayi ve ORS paketleri de yararlı olmaktadır. İlk günlerde pratisyen hekimlere uzmanlardan daha çok gereksinme duyulmaktadır. 

Depremlerden sonra sahra hastanelerinin bölgedeki hastalık ve ölümlerin azaltılmasında fazla katkıda bulunamadığı bir gerçektir. Gölcük’teki iki hastanenin ve çoğu sağlık ocağının kullanılamaz hale geldiği de bir başka gerçektir. Bu nedenle deprem bölgelerindeki hastanelerin ve sağlık ocaklarının yapısal açıdan yeniden gözden geçirilmesinin, gerekiyorsa depreme dayanıklı hale getirilmeleri, depremden hemen sonra yaşanacak sıkıntılar düşünülerek bağımsız elektirik, su, yakıt, iletişim olanaklarının sağlanması önem taşımaktadır. Deprem sonrası yardım yerine deprem öncesi bu tür önlemler sağlık hizmeti açısından çok daha etkin olacaklardır. 

Yıkıntıda canlı kalanları kurtarmak için sırasıyla belli yöntemler uygulanır. Depremzadelerin önce yerlerinin belirlenmesi, sonra onlara ulaşılması, incitmeden yıkıntıdan çıkarılmaları, gerekiyorsa resusitasyon yapılması, durumlarının stabilize edilmesi ve bundan sonra hastanaye taşınmaları gerekmektedir. Bizim araştırmamız bu depremde ancak en sonuncu aşamanın başarıyla tamamlandığını, diğer hizmetlerde geç kalındığını veya yetersiz olunduğunu göstermektedir. Bu yetersizlikler, deprem bölgelerinde can kaybının önlenmesi için deprem öncesi hazırlık ve eğitimlerin kaçınılmazlığını bir kez daha vurgulamaktadır (İstanbul Bülten, İMO Yayını, s. 53).

09.04.2010

Copyright © 2020 - yasamkorumasistemleri.com
Yaşam Koruma Sistemleri