Depremin Sözleşmeden Doğan Borçların İfasına Etkisi

I. Para Borçlarının İfasına Depremin Etkisi

Deprem borcu ve borçlunun ifa yükümlülüğünü ortadan kaldıran bir neden değildir. Bu nedenle deprem nedeniyle borcun ödenmesinin olanaksızlaşmasıyla, borçlunun ödeme güçlüğü içine düşmesini birbirinden ayırmak gerekir.
BK. md.117 sonradan ortaya çıkan olanaksızlığı borcu sona erdiren bir neden olarak düzenlenmiştir. Bu madde gereğince borcun sona ermesinden söz edebilmek için şu koşulların bulunması gerekir: a) Borcun doğumundan sonra ortaya çıkan bir olayın varlığı; b) Bu olayın borçlunun edimini yerine getirmesini olanaksızlaştırmış olması; c) Borçlunun sonradan ortaya çıkan ve edimin yerine getirilmesini olanaksız duruma getiren olayın doğumunda kusursuz bulunması.
Deprem; borçlunun iradesi ve işletmesi dışında ortaya çıkan bir olaydır. Bu nedenle bu gibi durumlarda BK. md. 117’de öngörülen kusursuzluk öğesi vardır. Ancak para borçlarında deprem edimin olanaksızlığı sonucunu doğurmaz. Çünkü para her zaman sağlanması ve ödenmesi olanaklı bir borçtur. Bu nedenle deprem halinde para borçlarında borçlunun BK. md.117 hükmüne dayanarak, borcun sona erdiğini ve borcu ödeme yükümlülüğünden kurtulduğunu öne sürmesi olanaksızdır. Deprem, borçlunun ekonomik durumunu bozmuş, borcun yerine getirilmesini ekonomik olarak oldukça güçleştirmiş olabilir. Ancak BK. md. 117 borçlunun içine düştüğü ekonomik olanaksızlığı borcu sona erdiren bir neden olarak öngörmemiştir. Ancak borçlu, deprem nedeniyle ifa güçlüğü ya da olanaksızlığı içine düştüğünü kanıtlayarak, MK. md.2 kuralına dayanarak sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını ya da sözleşmesinin bozulmasına karar verilmesini isteyebilir.
BK. md.103 para borcunda direnime düşen borçlunun direnim faizi ödemesini öngörmüştür: Direnim faizinden doğan sorumlulukta, borçlunun kusurlu olup olmamasının önemi yoktur. Bunun sonucu olarak borçlu direnime kusuru olmaksızın düşmüş olsa bile, direnim faizi ödemekle yükümlüdür.
Deprem borçlunun kusuru ve işletmesi dışında gerçekleşen karşı konulmaz bir doğa olayıdır. Borçlu, deprem nedeniyle para borcunu ödememiş yani para borcunda direnime düşmüş olsa bile, direnim faizi ödemek zorunda kalacaktır. Direnim nedeniyle doğan zarardan sorumluluk için borçlunun kusurunun bulunması gerekir .

II. Para Dışındaki Borçların Yerine Getirilmesinde Depremin Etkisi

Borçlunun yerine getirmekle yükümlü olduğu borç para dışındaki bir borç ise, bunu yerine getirmede direnime düşen borçlu, alacaklının gecikmiş ödemeyi istemesi durumunda belirli koşullar altında BK. md. 117 kuralına dayanarak borcun sona erdiğini öne sürebilir.
Borçlunun böyle bir savda bulunabilmesi için, yerine getirilmesi gereken borcun, yerine getirilmesinin olanaksızlaşması gerekir. Örneğin yüklenicinin inşa etmeyi üstlendiği taşınmaz deprem sonucu yok olmuş ya da kullanılamaz duruma gelmişse, bunları teslim ya da imal ile yükümlü borçlu BK. md.117 gereğince ifadan kurtulur, borç son bulur. Borcun sona ermesine karşın, öbür yanın edimini yerine getirmek zorunda kalması olanaklıdır. Bu ayrıksı durum satım sözleşmesinde gündeme gelebil-mektedir. BK. md. 183/II satım sözleşmesiyle ilgili olarak, hasarın alıcıya ait olduğu ilkesini öngörmüştür. Bunun sonucu olarak satıcı parça borcu haline getirilmiş olan satım konusu malın mül-kiyetini henüz alıcıya geçirmediği halde, bunu ifa borcundan kurtulacak, ancak bedeli alıcıdan isteyebilecektir.
BK. md.117 gereğince deprem nedeniyle borçlunun edimi yerine getirme yükümlülüğünden yani borçtan kurtulabilmesi için, borcun ödemesinin olanaksız duruma gelmesi zorunludur. Bu durum ancak parça borçlarında söz konusu olabilir. Bu kural cins borçlarında gündeme gelmez. Zira cins borçları her zaman temin edilebilen mal ile ilgili borçlardır.
Borçlunun borcu parça borcu değil, cins borcu ise deprem borcu sona erdiren bir neden olmayacaktır. Bu durumda borçlu edimi sözleşmeye uygun olarak yerine getirmekle yükümlüdür. Ancak borçlu deprem nedeniyle ödeme güçlüğü ya da olanaksızlığı içine düşmüş olabilir.
III. Depreme Rağmen Borçlunun Ödemeyle Yükümlü Olduğu Durumlarda Sözleşmenin Yeni Koşullara Uyarlanması
Sözleşmelerden doğan borçlarda egemen olan ilke “ahde vefa” ilkesidir. Bu ilkeye göre, sözleşme kurulduktan sonra, koşullarındaki değişiklikler ne kadar ağır olursa olsun, kural olarak borçlu borcunu aynen yerine getirmekle yükümlüdür. Ancak, bu ilkenin sınırını MK. md. 2’de yer alan dürüstlük kuralı çizmektedir. Buna göre, borçlunun önceden öngörmesi olanaklı bulunmayan olağanüstü değişiklikler edimin yerine getirilmesini güçleştirmiş ya da olanaksız duruma getirmişse, borçlu sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir.
Yargıtay kararından bir örnek verelim: BK. md. 101’e göre, kesin vadeli sözleşmelerde direnim tarihi sözleşmede belirtilen günün sona ermesiyle gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise da, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirilip, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kart borçları, BK. md. 101/II’de öngörülen, miktarı önceden öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında direnim tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun direnimi, banka tarafından sözleşme ilişkisinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap özeti belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibarıyla ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, gönderilen son hesap özetinde belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir .
IV. Depremin Alacaklının Uğradığı Zarardan Borçlunun Sorumluluğuna Etkisi
Deprem sonunda, BK. md.117’nin koşullarının bulunması ya da edimin yerine getirilmesinin olanaklı bulunmasına karşın MK. md.2 gereğince ya da bunun özel bir uygulamasının söz konusu olduğu özel kurallar nedeniyle sözleşmenin bozulmasının olanaklı bulunduğu durumlarda, borç ilişkisi ortadan kalktığından, borçlu edimin yerine getirilmemesinden sorumlu tutulamayacağı gibi, alacaklının bu yüzden uğradığı zarardan da sorumlu tutulamaz.
Depremin edimin ifasını olanaksız duruma getirmediği ve sözleşmenin bozulmasının koşullarının bulunmadığı durumlarda, borçlu borcunu ödemekle yükümlü olacaktır.
Bu durumda deprem nedeniyle direnime (temerrüde) düşen borçludan aynen ifa dışında, borcun geç ödenmesi nedeniyle alacaklının uğradığı zararlardan sorumlu tutulması gündeme gelecektir.
Direnimin genel olarak bütün borç ilişkilerine ilişkin sonuçlarıyla ilgili BK. md. 102/I ve tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdeki sonuçlarıyla ilgili BK. md. 106 kuralları, borçlunun aynen ifa dışında, alacaklının bu yüzden uğradığı zarardan da sorumlu tutulmasını öngörmüştür. Ancak borçlunun bu sorumluluğu direnimde kusurlu olması koşuluna bağlanmıştır. Bu konu BK. md.102/II’de borçlunun kendisi tarafından bir kusur olmaksızın geciktiğini kanıtlaması durumunda, zarardan sorumlu olma-yacağı biçiminde anlatılmıştır.
Direnime düşen borçlunun alacaklının zararlarından ancak kusuru varsa sorumlu tutulacağına ilişkin kural, direnimi de içine alan bütün borca aykırılıklarla ilgili genel bir kural olan BK. md. 96’da dile getirilmiştir. Bu maddeye göre, borçlu kusursuz olduğunu kanıtlamadıkça, borca aykırı eylemlerinden dolayı alacaklının uğradığı zararlardan sorumlu tutulacaklardır.
Deprem nedeniyle borçlunun borca aykırı davranması, kusura dayanan bir eylem değildir. Bu nedenle borçlunun edimi ödemede direnime düşmesi, kusurlu davranışının değil depremin sonucudur.
Özetle, borçlu, deprem nedeniyle edimi aynen ifayla yükümlü kalmasına karşın, edimin geç ve gereği gibi yerine getirilmemesinden dolayı alacaklının uğradığı zararlardan BK. md. 96 ve md.102/I gereğince sorumlu tutulamayacaktır. Borçlu para borcunu ve direnim faizini ödemekle yükümlüdür, fakat alacaklı-nın direnim faizi dışında kalan bir zararı varsa (örneğin BK. md.105 gereğince faizle karşılanamayan munzam zarar gibi) bundan sorumlu tutulmayacaktır .

30.03.2010

Kaynakça: DEPREMİN SÖZLEŞMEDEN DOĞAN BORÇLARIN İFASINA ETKİSİ | Avukat İlker Hasan Duman (ilkerduman.av.tr)

Copyright © 2020 - yasamkorumasistemleri.com
Yaşam Koruma Sistemleri