Sıkça Sorulan Sorular

Bina güçlendirilirken genellikle aşağıdaki yöntemler tercih edilir:
֍ Kanat ekleme.
֍ Eski ve yeni betonları kaynaştırma.
֍ Kolon mantolama.
֍ Çelik mantolama.
֍ Betonarme mantolama.
֍ Epoksi enjeksiyonu.
֍ Mantolama veya gömlek geçirme.
Kolon güçlendirme işlemi için beş katlı bir binayı örnek vermek gerekirse, ortalama 40 gün süreceğini söyleyebiliriz.
Güçlendirme işleri yapılırken binanın tamamen tahliyesi söz konusu değildir.Sadece güçlendirme yapılacak dairenin boşaltılması yeterlidir. Fakat bazı yüksek derecede deforme olmuş binalar insan sağlığını korumak ve kolonlardaki yükü azaltmak amacıyla tamamen boşaltılması gerekebilmektedir.
Kolon güçlendirmesi için iki çeşit yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemler, betonarme mantolama ve çelik mantolamadır. Durum analizi yapıldıktan sonra uygun bulunan yöntemlerden biri seçilerek çalışmalara başlanmaktadır.
Her bir kolonun üstünde de tonlarca ağırlık var bir tanesinin kesilmesi demek diğer kolonların üstüne daha fazla ağırlık binmesi anlamına geliyor ve kesildiği taktirde de binanın dengesi bozuluyor. Evinizde kolon varsa bu kolonların aşağıda dükkan ile aynı hizada olması gerekiyor.
Binaların ayakta durabilmesi için ayaklara ihtiyacı vardır. İnsanları barındırabilmesi ve mekân oluşturabilmek için üstünün örtülmesine (plaklara) ve deprem gibi yatay gelen darbelere dayanabilmesi için de yatayda taşıyıcılara (kirişlere) ihtiyacı vardır. Dik duran taşıyıcı ayaklara kolon denir.
Binaların ayakta durabilmesi için ayaklara ihtiyacı vardır. İnsanları barındırabilmesi ve mekân oluşturabilmek için üstünün örtülmesine (plaklara) ve deprem gibi yatay gelen darbelere dayanabilmesi için de yatayda taşıyıcılara (kirişlere) ihtiyacı vardır. Dik duran taşıyıcı ayaklara kolon denir. Kolonları yatayda birbirine bağlayan, yatay duran kolonlara kiriş, kolon ve kirişlerin üstünde duran plaklara döşeme denir.
Bir dairenin içerisindeyiz ve adım attığımız yüzey/zemin döşeme olarak adlandırılır. Döşemenin dört bir yanını saran ve görevi bir nevi döşemedeki tüm ağırlık ve yükleri kolonlara ileten betonarme sisteme kiriş denir.
Kirişler düşey olarak yapılan kolonlar üzerine; yatay olarak inşa edilirler. Betonarme karkas binalarda temel, döşeme, kiriş ve kolonlardan oluşan taşıyıcı bir sistem vardır.
Kolonların, kirişlerin ve döşemelerin içerisindeki demir ve beton hesapları inşaat mühendisleri tarafından yapılır. Mühendisler, binanın işlevini, taşıyacağı yükleri, deprem, rüzgâr ve kat sayısı gibi verileri göz önünde bulundurarak yapar.
Depremden en fazla zarar gören yerler kolon kiriş sistemidir. Deprem etkisinde birleşim bölgesinin iki tarafındaki eğilme momentinin farklı işarette olmasından dolayı kiriş kesitinde farklı gerilme durumları doğmasına sebep olur. Bunun sonucunda donatının birleşim bölgesinden çekilip çıkarılmak istenmesine yol açar.
Hasarın daha da yaygın olması halinde kiriş kolon birleşim bölgesi, çelik lamalar yapıştırılarak ve sarılarak güçlendirilebilir.
Kolon güçlendirme yöntemleri arasında, betonarme bölümün artırılması, kolona yeni kesitlerin eklenmesi veyahut kolonun demir bir kafes içerisinde alınarak yeni bir destek yaratılmasıyla olmaktadır. Aynı zamanda eski ve yeni kolonun kaynaştırılması için de işlemler yapılmaktadır.
Deprem yönetmeliğine göre bir binada en az 6 tane 14'lük ya da 4 tane 16'lık kolon bulunması gerekmektedir.
Kolonlar belirli aks üzerinde ilerlemelidir. Yani çerçeve oluşturmalıdır. Kolonlar çerçeveleri oluştururken mekanların dizilimine engel olmamalıdır. Binanın kısa yönünde deprem kuvvetini karşılayacak kenar, ataleti daha fazla olan kenar olmalıdır.
Temellerde kullanılan bağ kirişlerine deprem (ya da zelzele) kirişi adı da verilir. Yatay olanlarına kiriş, dikey olanlara ise kolon denir. Kolon ve kirişler deprem anında ortaya çıkan tüm enerjiyi taşır; kolonlar genellikle kirişlerden gelen yükleri temele, dolayısı ile zemine aktarırlar.
Güçlendirme için konulan donatılar, köşegen yönündeki çubuklarla veya çelik plakalarla mevcut donatılara bağlanmalıdır. Kirişin yalnız mesnet bölgelerinin güçlendirilmesi ile yetinilmesi söz konusu ise, mesnete döşeme kırılarak açılır, mesnet bölgesi için gerekli ek donatı yerleştirilerek etriyerlerle sarılır.
Güçlü kolon zayıf kiriş prensibi olarak da bilinen kolonların kirişlerden güçlü olması koşulu, bir düğüm noktasında birleşen kolonların taşıma gücü momentleri toplamının, aynı düğüm noktasına birleşen kirişlerin kolon yüzündeki kesitlerindeki taşıma gücü momentleri toplamından en az %20 daha büyük olması kuralıdır.
֍ Mimari projeden, vaziyet planına bakılarak, yoldan ve komşu parselden çekme mesafelerine bakılır.
֍ Grobetonun mevcut olup olmadığı kontrol edilir.
֍ Kolon demir detayından (bütün katlar boyuna açılım) filiz uzunluklarına bakılıp kontrol edilir.
Kolonlarda diğer önemli bir deprem hasarı da taşıyıcı olmayan rijit elemanlarla kolonun depremdeki şekil değiştirmesinin önlenmesi sebebiyle kısa kolon oluşması şeklinde ortaya çıkar. Rijit bölme duvarı kolonlardan birinin etkili boyunu kısaltırken, kolonun yanal yer değiştirme rijitliğini artırır.
Uzmanlara göre bina güçlendirme çalışmaları doğru uygulanırsa en az kentsel dönüşüm çalışmaları kadar geçerli ve etkili. Uzmanlar güçlendirme çalışmalarının insanlar konut içerisinde otururken yapılabileceğini söylüyor.
Binaya yapısal malzemeler koyarak ve birbirlerine bağlayarak güçlendirmenin mümkün olduğunu söyleyen uzmanlar, bina maliyetinin yüzde 40'ını geçmediği sürece güçlendirmenin daha ekonomik bir çözüm olduğunu söylüyor.
Güçlendirme yapılmadan önce binanın mevcut durumuna yönelik hesaplamalar yapılıyor. Hesap tamamlandıktan sonra yeniden mi yapılması gerektiği yoksa güçlendirmenin yeterli olup olmayacağı belirleniyor.
Bu doğrultuda harcanacak rakam netleştiriliyor. Genellikle uzmanlara göre bina inşaat maliyetinin yüzde 40'ını geçmediği sürece güçlendirme işlemi daha kısa sürede çözüm üretiyor. Bu maliyet sınırının ötesine geçerse binanın yenilenmesi ekonomik ve güvenlik açıdan daha uygun.
Uzmanlar bu işleme mantolama diyor. Mevcut olan kolon etrafına 10-12 santimetreden az olmayacak şekilde mantolama işlemi yapılıyor. Ancak güçlendirme işlemleri ile ilgili yasal mevzuat oluşturulduktan sonra yapılması gerektiği uzmanlar tarafından söyleniyor.
Bina hasar tespit raporları özel şirketler ve belediyeler tarafından veriliyor. Büyükşehir Belediyeleri tarafından yapılan bina hasar tespit raporu ücretsiz uygulanıyor ve binaya herhangi bir tahliye işlemi uygulanmıyor.
Bir apartmanda ya da sitede bina güçlendirme kararının alınması için kat maliklerinin en az beşte dördünün rızası gerekir. Ancak bu şart, ortada bir rapor yokken ve kat malikleri kurulu “öylesine” ve “kendiliklerinden” güçlendirme yapmak istediğinde geçerli olur.
Hasarsız yapı elemanlarının veya yapı sistemlerinin veya hasarlı yapı elemanlarının hasarlarının giderilmesi amacı ile yapılan onarımdan sonra, performanslarının iyileştirilmesini sağlamak üzere yapılan müdahalelerdir.
Binaların depreme dayanıklı olup olmadığının anlaşılması için uzman bir ekibin evin kolonlarını, zeminini ve duvarlarını detaylı bir şekilde incelemesi gerekiyor. Depreme dayanıklılık testleri, bağımsız araştırma şirketleri ya da belediye ekipleri tarafından gerçekleştiriliyor.
Kolon ve kirişlerdeki çatlakların kontrol edilmesi gerekir. Şüphelenilen bir durum söz konusu ise DASK tarafından hasar tespit çalışması yapılması istenebilir. Eğer çok daha fazla endişesi varsa Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yetkilendirdiği kurumlar tarafından riskli yapı tespiti yapılabilir.
Depremde binanın ilk neresi çöker? Deprem sarsıntısı esnasında binaların ilk zarar gören yeri, çoğunlukla zemine en yakın kısımlarda gözlemlenir. Bu kısımlar ise genelde binaların taşıyıcı kolonlarıdır. Eğer taşıyıcı kolonlar sağlam yapılmadıysa ya da yıpranmışsa binaların yıkılması hızlanacaktır.
Binanın yapısal bütünlüğüne (kolon, kiriş ve dış duvarın en soğuk iç yüzeyi gibi) zarar verir, taşıyıcı elamanları ve duvarları zayıflatır, binanın yaşlanmasını hızlandırır ve kullanım ömrünü kısaltır.
Binanın sallanma durumu, sağlamlığına bağlı olarak değişebilir. Binaların çok sallanması yıkılacağı anlamına gelmez. Yapının sağlam olması veya yeni olması deprem için oldukça önemlidir. Eski binalar depreme çok fazla mukavemet gösteremiyor
Deprem anında binaların giriş katlarındaki dolgu duvarlarının kaldırılması durumunda, zayıflamış yumuşak kat ortaya çıkar ve deprem sırasında bu tür giriş katları yıkarak tüm binanın yıkılmasına neden olur. Yapılar arasında belirli bir mesafe bırakılmazsa, deprem sırasında binalar birbirine çarpar ve hasar oluşur.
Bitişik nizam olarak inşa edilmiş bu yapılar arasında yeterli boşluk oranı bırakılmadığından, bazen sağlam bir bina, yanındaki binanın kendisine çarpması nedeniyle hasar görebiliyor ve hatta yıkılabiliyor. Birbirlerine çarpan binalar "çekiçleme etkisi" yapıyor, depremin şiddetini ciddi anlamda artırıyor.
Kare ve dikdörtgen kesitli kolonlarda basit boyut hesabı
Kare ve dikdörtgen kesitli kolonlarda kısa kenar boyutu Deprem yönetmeliğine göre en az 30 cm olarak alınır. Buna göre kare kesitli bir kolonun en az boyutları 30x30 cm kesitli olabilir. Dikdörtgen kesitli bir kolonun ise en az boyutu 30x35 cm kesitinde olabilir.
Binalarımıza nüfus eden su, yapımızın taşıyıcı kısımlarında yer alan demirlerin paslanmasına ve taşıma kapasitesinin düşmesine yol açar. Su, betonun çürümesine ve çatlamasına neden olur.
Balkona çıkılmamalıdır. Balkonlardan ya da pencerelerden aşağıya atlanmamalıdır. Kesinlikle asansör kullanılmamalıdır. Telefonlar acil durum ve yangınları bildirmek dışında kullanılmamalıdır.
Depremler sismograf ile ölçülür. Bu olayları inceleyen bilim dalına da sismoloji denir. Depremin büyüklüğü Moment magnitüd ölçeği (ya da eskiden kullanımda olan Richter ölçeği) ile belirlenir. Bu ölçeğe göre 3 ve altı büyüklükteki depremler genelde hissedilmezken 7 ve üstü büyüklükteki depremler yıkıcı olabilir.
Günümüzde Uygulanan Düzenleme. Halen uygulamada olan düzenlemeye göre yeni yapılan binalar 7.6 şiddetine dayanacak şekilde inşa ediliyorlar.
Panik odası, bir odanın tamamı ya da bir oda içinde belirli bir kısım kullanılarak oluşturulur. Yapılacak fizibilite ile ebatları ve konumu belirlenen panik odası, çelik konstrüksiyon kullanılarak imal edilir. Isı ve Ses İzolasyonları sağlanır kurşun dâhil tüm tehditlere karşı korunak sağlandıktan sonra iç kısımda da konfor üzerinde çalışmalar yapılır.
Panik odaları sadece doğal afetlere karşı değil, yaşanabilecek herhangi bir saldırı eylemine karşı da güvenli birer sığınak olarak görev yapmaktadır. Bu nedenle, bu odalarda iletişim sağlanması için de gerekli alt yapı ve donanım bulunmalıdır.
Genel olarak odanın tamamı ya da bir kısmı kullanılarak evin içine sabitlenen panik odası, çelik konstrüksiyon kullanılarak imal ediliyor. Oda içinde sabitlenmiş dolaplar, zeminde oksijen ve su tankı gibi hayati fonksiyona sahip ilave donanımlar yer alıyor. Panik odalarında aydınlatma ihtiyacını gören akülü sistemler var ve bu sistemler; ortalama bir hafta aydınlanma ihtiyacını efektif bir şekilde karşılamak üzere dizayn ediliyor.
Doğal afetler insanların hayatına mal olabilecek kadar tehlikeli ve riskli afetlerdir. Bu kapsamda özellikle de ev ve işyerlerinde acil durumların belirlenmesi kapsamında kişilerin çok fazla ele alması gereken konu vardır. Bu konular kapsamında özellikle de acil durumlar karşısında insanların hayatlarının risk altında tutulmaması ve daha güvenilir bir iş ortamının oluşturulması amaçlanmaktadır.
Acil durumların belirlenmesi kapsamında ise kişiler başta olmak üzere tüm yaşayanların da duruma müdahale etmesinde yarar vardır. Acil durumlar karşısında alınabilecek her türlü önlem ve yaptırım neticesinde birçok açıdan olumlu geri dönüşler de gerçekleşebilir. Bu kapsamda hayat tehlikesi oluşturabilecek afetlerin engellenmesi başta olmak üzere her türlü güvenlik tedbirlerinin de alınması bu taraftaki riskleri en aza indirgeyecektir. Yapılarda çıkabilecek yangın, patlama ve deprem gibi daha birçok olay acil durum planlarının gerçekleşmesi durumunda en aza indirgenebilir.
Her türlü yapı depreme dayanıklı olabilir. Depreme dayanıklı yapıların belirli bir türü yoktur, önemli olan deprem yönetmeliğine uygun şekilde tasarlanmış, her yönden gelebilecek sarsıntıları doğru bir şekilde karşılayabilecek düzeyde, malzeme kullanımı ve miktarları konusunda yönetmeliğe uygun, yani demiri ve betonu istenilen düzeyde binalar inşa etmek.
Sismik bir tasarımın, yani depreme dayanıklı bir yapının tasarımının gerçekleşmesini sağlayacak olan bir numaralı kişi inşaat mühendisidir.
Depreme dayanıklı yapılara sismik tasarım adı verilir. Sismik tasarım, deprem kuşağındaki bir yapının her doğrultudan gelebilecek sarsıntıları güvenlikle karşılayabilmesi için uygulanan tasarım yöntemine verilen isimdir; deprem tasarımı olarak da adlandırılabilir.
Sismik kelimesi, depremle ilgili, depreme dair anlamına gelmektedir, zira deprem biliminin adı da sismolojidir. Yine, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün sayfasından* doğrudan alalım; depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yerküre içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına sismoloji denir.
Eskiden binalar düşey yüklere göre yapılırmış. Yani binanın içine konulan eşyalar, mobilyalar, binanın içine giren insanlar, çatıdaki kar, hepsi birer düşey yüktür ve bina bu yükü taşıyacak şekilde inşa edilirmiş. Oysa deprem binaları ağırlıklı olarak yatay düzlemde etkiliyor.
Deprem Yük Hesabına göre binayı etkileyen deprem, depremin ivmesi ve binanın ağırlığının çarpımına denktir; yani Newton'un yer çekimi kanunu: Kuvvet = İvme x Kütle. Çıkan sonuç binanın deprem esnasında karşılayacağı yükü ortaya çıkarır ve binanın inşaatı da buna uygun şekilde yapılmalıdır. Kabaca özetlersek, bina inşa edilirken kullanılacak olan beton ve demir yalnızca binanın üzerindeki düşey ağırlığını kaldırması için değil, olası bir depremin binaya yapacağı yatay ve düşey ağırlığa dayanması için de uygun olmalıdır.
Bunun için, mühendisler geçmiş depremleri inceler, sadece tek bir depremin etkisi kullanarak bir bina projelendirmezler çünkü aynı şiddette olsa dahi farklı depremler binaları farklı şekillerde etkileyebilir. Her depremin etkisi farklıdır, bu nedenle mühendisler hesaptaki ivmeyi artırarak güvenli tarafta kalmayı tercih ederler.
Eğer binanızın depreme karşı yeteri kadar sağlam olmadığını düşünüyorsanız, binanıza güçlendirme işlemi yaptırmalısınız. Bina güçlendirme yapılmadan önce bina uzmanlar tarafından yapısal olarak analiz edilir ve hangi yöntemin doğru olduğuna karar verilir. Yapılan analiz sonucunda çıkan sonuca göre, binanın kolonlarına, beton ve demirlerine ek yapılarak bina daha güçlü hale getirilir. Eğer bina bu şekilde güçlendirilemez durumdaysa, bina Kentsel Dönüşüm kapsamına alınarak yıkılır ve yeniden inşa edilir.
Japonya depreme dayanıklı binaları, şiddetli depremde hayat kurtarmaktadır. Depreme dayanıklı raylı sistem binalar, 10 şiddetinde depremlere dayanıklı olma özelliği göstermektedir. Bu sistem, binaların deprem sırasında yerkabuğundan bağımsız olarak ray üzerinde hareket edebilmesini sağlamaktadır. Depreme dayanıklı yaylı evler, deprem açısından son derece güvenlidir. Türkiye’de uygulanmayan raylı sistem hem can hem de mal kayıplarını önlemektedir.
Türkiye’de meydana gelen yıkıcı depremin ardından kullanıcılar “10 yıllık bina depreme dayanıklı mı?” “4 katlı bina depreme dayanıklı mı?” sorularına yanıt aramaktadırlar. Depreme dayanıklı bina tasarımı kolaylıkla yapılabilmektedir. Eski binalarda ise çeşitli incelemeler yapılarak gerekli güçlendirme çalışmaları gerçekleştirilmektedir. Bina testi, binanın risk durumu hakkında bilgi vermektedir. Depreme karşı dayanıklı ev ve binaların özellikleri şu şekilde belirtilebilir;
- Binanın yaşı
- Zemin durumu
- Kiriş ve kolon durumu
- Binadaki rutubet durumu
- Onaylanan projeye uygunluk
Binaların depreme karşı dayanıklı olup olmadığı, uzman ekip tarafından yapılan incelemelerde anlaşılmaktadır. Ekip tarafından bina zemininin, duvarlarının ve kolonlarının detaylı olarak incelenmesi gerekmektedir. Depreme dayanıklı binalar, sert zemine inşa edilmeleri durumunda deprem dirençli olmaktadır.
Depreme dayanıklı evler, kaliteli malzemeler kullanılarak yapılan evlerdir. Güncel yönetmelik doğrultusunda inşa edilen binaların dayanıklılık konusunda daha iyi olduğu kabul edilmektedir. Dere yatağı veya dolgu alanlar doğal afetlere karşı dirençsizdir. Sert zeminlerde bulunan yapıların ise depreme karşı çok daha dirençli olduğu ortaya konulmuştur. Depreme dayanıklı evlerde rutubet bulunmamaktadır. Bunun sebebi rutubetin su yalıtımı eksikliği sonucunda oluşmasıdır. Depreme dayanıklı bina temeli de dayanıklılığı sağlamaktadır.
Uzmanlara göre 2001 yılından sonra inşa edilen binalarda deprem riski daha azdır. Binanın deprem dirençli olmasını sağlayan 3 faktör; demir, beton ve zemindir. Yeni bina almak isteyen kişilerin kolon ve perde uygulamalarının doğru yöntemler ile gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini kontrol etmeleri tavsiye edilmektedir. Zemin etüd raporu incelemesi yapılarak yeni bina satın alınabilir.
Merkez üssü Kahramanmaraş ilinin Pazarcık ilçesi olan depremin ardından kullanıcılar, “Yeni binalar depreme ne kadar dayanıklı?” sorusunun yanıtını merak etmektedirler. Yeni binalar, hem zemin hem de malzeme açısından güvenli yapılabilmektedir. Ancak yeni binaların kaliteli malzemeler kullanılarak üretilmiş olması gerekmektedir. Yeni binaların depreme dayanıklı olmasında yapı stoğu önemli rol oynamaktadır. Kaliteli malzeme ve işçilik ile yapılan yeni binalar, depreme dayanıklı evlerdir.
Meydana gelen depremlerin sonucunda depreme dayanıklı bina yapımının önemi anlaşılmıştır. Betonarme binaların depreme dayanıklı olmasını sağlayan bazı faktörler bulunmaktadır. Betona çelik ilave edilerek yapılan binalar, çok daha güçlü olmaktadır. Bunun yanı sıra kaliteli malzeme seçimi de betonarme yapıların dayanıklılığını artırmaktadır.
Prefabrik evler, deprem güvenliği açısından en çok öne çıkan evler arasında yer almaktadır. Depreme ve yangına dayanıklı ev tipi olan prefabrik evler genellikle deprem sonrasında acil yerleşim yapıları olarak kullanılmaktadır. Bu konutlar doğru şekilde yapıldıklarında deprem sırasında ve deprem sonrasında herhangi bir hasar almadan ayakta kalabilmektedir. Prefabrik evlerin yapımında kullanılan profillerin kaynaksız, cıvatalı ve galvanizli uygulanması ise yapıların daha güvenli olmasını sağlamaktadır. Cıvatalı profiller sayesinde yapı esnek olabilmektedir. Böylece darbe emici özellikte olması sağlanmaktadır. Prefabrik evler, depreme en dayanıklı evler arasında bulunmaktadır.
Kerpiç evler, yapım tekniklerine uygun uzmanlar tarafından yapılması durumunda deprem dirençli esnek yapılardır. Kerpiç evlerin yapımında kullanılan kerpiçler, fiber malzeme kullanılarak üretildiğinde deprem dayanımı artmaktadır. Ayrıca ev yapımında düşey ve yatay hatılların belirli aralıklar ile kullanımı ve bağlantı yerlerinin güçlendirilmesi ile daha dayanıklı yapılar elde edilebilmektedir. Uygun zemin tercihi ve kaliteli proje ile son derece sağlam kerpiç evler yapılmaktadır.
Taş evler, her türlü iklim koşullarına uyum sağlayabilmektedir. Bu nedenle deprem bölgelerinde taş ev seçimi yapılması oldukça avantajlıdır. Meydana gelen depremlerin ardından taş evlerde herhangi bir hasar oluşma ihtimali yok denecek kadar azdır. Taş evler, zemin itibariyle sağlam evlerdir. Sağlıklı ve dayanıklı taş malzemelerinden yapılan evler, doğa ile uyumludur. Bu açıdan olası depreme karşı son derece güvenlidir. Taş evlerin projelendirilmesi de diğer yapıların projelendirmesinden farklıdır. Duvar kalınlıkları diğer yapılara göre daha fazladır. Taş ev konseptinde kolon ve çatı gibi yapısal tasarımlar da dikkat çekmektedir.
Depreme dayanıklı binalarda oturmak isteyen kullanıcılar “Çelik konstrüksiyon ev depreme dayanıklı mı?” sorusunun yanıtını merak etmektedirler. Çelik yapı sistemleri, depreme oldukça dayanıklıdır. Çelik konstrüksiyon evler ortalama olarak 80 yıl süresince güvenle kullanılabilmektedir. Depreme dayanıklı çelik evler, betonarme binalar gibi bakım gerektirmemektedir. Betonarme yapılarda yapılan dış cephe izolasyonuna çelik konstrüksiyon evlerde ihtiyaç duyulmamaktadır.
DASK, belediye sınırları içerisinde bulunan meskenler için geliştirilmiş olan bir sigorta türüdür. 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu gereğince tapuya kayıtlı olan ve özel mülkiyete tabi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilen binalar DASK kapsamına girmektedir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında bulunan bağımsız kısımlar ile bu binaların içerisinde bulunan ticarethane, büro ve benzer amaçlar ile kullanılan bağımsız bölümler DASK kapsamına girmektedir. Doğal afetler nedeni ile devlet tarafından yaptırılmış olan ya da verilen kredi ile yapılan meskenlere DASK yapılabilmektedir.
Zorunlu Deprem Sigortası kısa adı ile DASK olarak bilinmektedir. Belediye sınırları içerisinde yer alan yapılara yapılan DASK sigortası ile deprem ve depremin yol açabileceği olası riskler güvence altına alınmaktadır. Deprem ve depremin yol açtığı zararlar sigorta şirketi tarafından karşılanmaktadır. Bazı bina türleri DASK sigortasından muaf olan yerler arasına girmektedir. DASK sigortası ile ilgili araştırma yapan kişiler “DASK nerelere yapılmaz?” sorusuna yanıt aramaktadırlar. DASK kapsamına girmeyen binalar şu şekilde belirtilebilir:
- İnşaatı yarım kalan binalar
- Mesken olarak kullanılması uygun olmayan ve yıkılmasına karar verilen metruk ve bakımsız binalar
- Kamu binası olarak hizmet gören binalar ve binaların bağımsız bölümleri
- Köyde nüfusuna kayıtlı olan ve köyde yaşayanların ikamet etmiş oldukları binalar
- Ticari olarak kullanılan iş merkezi, iş hanı, idari hizmet ve eğitim merkezi amacı ile kullanılan binalar
- Projesi bulunmadan hazırlanmış olan ve malzemeden çalınarak inşaatı tamamlanan binalar
- Binanın taşıyıcı sistemini olumsuz şekilde etkileyen düzenlemeler
- Yıkılmasına karar verilen, bakımsız olan binalar
- 27 Aralık 1999 tarihi sonrasında mesken olarak yapılan ve ruhsatsız binalar
uhsatsız ev yapmak kaçak yapı kategorisinde yer almaktadır. Yalnızca köyde ruhsatsız yapılar tarım ve hayvancılık amacı ile kullanılmakta ise, ruhsat aranmamaktadır. Bu nedenle Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) kapsamına girmemektedir. Ancak tapuda mesken olarak geçen konutlara DASK sigortası yapılabilmektedir. Arsa tapulu ve tapuda mesken şeklinde ifade edilen ruhsatsız konutlara DASK sigortası yapılabilmektedir. Ruhsatı bulunmayan evlere DASK sigortası yapılabilmesi için ilk olarak imar izninin alınması gerekmektedir. İmar izninin alınmasının ardından DASK için başvuru yapılabilmektedir. DASK sigortası için gerekli olan belgeler Doğal Afet Sigortaları Kurumunun resmi internet sitesinde belirtilmektedir. DASK sigortası için gerekli belgeler şu şekilde belirtilebilir:
- Adres bilgisi
- Cep telefonu
- T.C kimlik numarası
- Vergi kimlik numarası
- Tapu bilgileri
- Sigortalanacak olan binanın inşa yılı
- Yapı tarzı
- Toplam kat sayısı
- Binanın hasar durumu
- Dairenin brüt yüzölçümü
- Dairenin kullanım şekli
Kat mülkiyeti ve kat irtifakı bulunan, tapuda mesken şeklinde geçen bütün konutlara DASK sigortası yapılabilmektedir. Bunun yanı sıra kat irtifakı ya da kat mülkiyeti olmayan, arsa tapulu olan ruhsatsız olan, tapuda mesken olarak geçen konutlara da DASK sigortası düzenlenebilmektedir. DASK sigortası yaptırmak isteyen kişiler “Tapusuz eve DASK yapılır mı?” sorusuna yanıt aramaktadırlar. Tapusu olmayan evlere DASK sigortası yapılamamaktadır. Herhangi bir eve Zorunlu Deprem Sigortası yapılabilmesi için tapu şartı aranmaktadır.
Zorunlu Deprem Sigortası kısa ismi ile DASK olarak bilinmektedir. Zorunlu Deprem Sigortası ile deprem ve depremin neden olduğu yangın, patlama, tsunami ve yer kayması gibi doğal afet türlerinin sebep olabileceği tüm riskler güvence altına alınmaktadır. DASK sigortası sayesinde evin doğal afet nedeni ile karşılaşabileceği riskler en aza indirilmektedir. DASK sigortası ile ilgili fikir sahibi olmak isteyen kişiler “DASK zorunlu mu, yaptırılmazsa ne olur?” sorusuna yanıt aramaktadırlar. DASK sigortası, 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen Kocaeli ve 1999 Düzce depremlerinin ardından 587 sayılı Zorunlu Deprem Sigortası Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 27 Eylül 2022 tarihinde zorunlu hale getirilmiştir. Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) tüm konutlar ve işyerleri için zorunlu bir sigorta türüdür. Ancak DASK yapılmaması durumunda herhangi bir cezai yaptırımı bulunmamaktadır. DASK yaptırılmadığı takdirde konutun alım ve satım işlemleri gerçekleştirilememektedir. Bunun yanı sıra DASK yapılmayan meskenlerin veya binaların kiralanabilmeleri de mümkün değildir. DASK yapılmayan konutların su, doğalgaz ve elektrik gibi abonelikleri gerçekleştirilememektedir.
DASK kapsamı dışında olan yapılara yapılabilen deprem sigortası, “ihtiyari deprem sigortası” olarak adlandırılmaktadır. İhtiyari deprem sigortası zorunlu olarak yaptırılması gereken bir sigorta türü değildir. İsteğe bağlı olarak yapılabilmektedir. İhtiyari deprem sigortası ile depremin verebileceği yıkıcı etkilerin verebileceği zararlar en aza indirilebilmektedir. Köylerde bulunan yapılar DASK kapsamına girmemektedir. Bu nedenle bu yapılara ihtiyari deprem sigortası yapılabilmekte, evler güvence altına alınabilmektedir.
DASK sigortasının temel amacı, depremin ve depremin neden olabileceği yangın, patlama, tsunami ve yer kayması gibi doğal afetlerin meydana getirebileceği maddi yıkımlara ve hasarlara karşı konutları güvence altına almaktır. Yıkıcı bir olası depremin ardından konutun bir kısmının veya tamamının hasar alması durumunda DASK sigortası kişileri korumaktadır. Konutlarını güvence altına almak isteyen kişiler “DASK teminat kapsamı nedir?” sorusunun yanıtını merak etmektedirler. DASK konutların tamamlayıcı kısımlarında meydana gelebilecek hasarları karşılamaktadır. DASK kapsamında olan bölümler şu şekilde belirtilebilir:
- Ana duvarlar
- Bahçe duvarları
- Bina temelleri
- Koridorlar
- Sahanlıklar
- İstinat duvarları
- Merdivenler
- Çatılar
- Bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar
- Bağımsız bölümleri ayıran tavan ve tabanlar
- Enkaz kaldırma masrafları
- Kira mahrumiyeti
- Bütün bedeni zararlar ile vefat durumu
- İş durması
- Kâr kaybı
- Manevi tazminat talepleri
- Alternatif ikâmetgah ve işyeri masrafları
- Her türlü taşınır eşya, mal ve benzerleri
- Mali sorumluluklar ve benzeri başkaca ileri sürülebilecek diğer tüm dolaylı zararlar
- Deprem ve deprem sonucunda meydana gelebilecek infilak, yangın, tsunami ile yer kayması dışında olan hasarlar
- Depremden bağımsız olarak binanın kendi kusurlu yapısı sebebiyle zamanla meydana gelen zararlar
Doğal Afet ve Sigortalar Kurumu, DASK adı ile bilinen Zorunlu Deprem Sigortası ile olası bir deprem sonrasında sigorta sahibi kişilerin yaşamlarına kaldıkları yerden devam edebilmelerini sağlamaktadır. Doğal Afet ve Sigortaları Kurumu her yıl belirli faktörleri göz önünde bulundurarak azami bir teminat sağlamaktadır. İnşaat maliyetlerinde gerçekleşen artışa bağlı olarak belirlenen azami tutardaki teminat ise, sigorta sahiplerine güvence sunmaktadır. DASK azami teminat limitinin 2023 yılı itibariyle ne olduğu ise yanıtı en çok merak edilen sorular arasında yer almaktadır. DASK azami teminat limiti 2023 yılı itibariyle 25 Kasım 2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tüm yapı tiplerinde 640.000 TL olarak belirlenmiştir.

DASK teminat tutarı belirlenirken arsa değeri hariç olmak üzere yıkılan meskenin yeniden inşa edilmesinin maliyeti göz önünde bulundurulmaktadır. Sigortalı olan kişinin teminat tutarının azami teminat tutarını aşmaması koşulu ile meskenlerin yapı tarzlarına ve büyüklüklerine bağlı olarak belirlenmektedir. Meskenin değeri DASK tarafından verilen azami teminat tutarını aşabilmektedir. Bu durumda ise DASK sigortalı olan kişi, isteğe bağlı olarak DASK maksimum teminatı aşan kısım için ek teminat alabilmektedir. Ek teminat için sigorta şirketlerine başvurulabilmektedir.
Azami teminat limitlerinde her yıl güncellemeler gerçekleştirilmektedir. 2023 yılı için DASK teminat limiti 640.000 TL olarak belirlenmiştir. Zorunlu deprem sigortası teminat kapsamında bulunan meskenler için olası yıkıcı bir depremin zararları en aza indirilmektedir. DASK sigortası, belediye sınırları içerisinde kalan meskenlere yönelik olarak geliştirilen bir sigorta türüdür. 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanununa göre tanımlanmış olan binalar güvence altına alınmaktadır. Bu binalar şu şekilde belirtilebilir:
- Tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tabi olan taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilen binalar
- 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında yer alan bağımsız bölümler
- Bu binaların içerisinde bulunan büro, ticarethane ve benzeri amaçlar ile kullanılan bağımsız bölümler
- Doğal afetler sebebiyle devlet tarafından yaptırılan ya da verilen kredi ile yapılan meskenler
- Kat irtifakı kurulmuş olan binalar
- Tapuda henüz cins tashihi yapılmamış ve tapu kütüğünde vasfı “arsa” veya benzer olarak görünen binalar
- Tapu tahsisi henüz yapılmamış kooperatif evleri
Kasko sigortası ile araçlar çarpma, çarpışma, çalınma ve yanma gibi durumlara karşı teminat altına alınmaktadır. Türkiye’de zorunlu bir sigorta türü olan zorunlu trafik sigortası, olası bir trafik kazası durumunda yalnızca karşı tarafta meydana gelen hasarları teminat altına almaktadır. Araç kaskosu ile ise araç sahipleri, kendi araçlarını güvence altına alabilmektedirler. Araçlarını güvence altına almak isteyen araç sahipleri, 4 farklı tipte olan kasko sigortasından faydalanabilmektedirler. Dar kasko ana teminatların yalnızca belirli bir bölümü için teminat sağlarken, standart kasko poliçesi ana teminatları tamamı için teminat sağlamaktadır. Ancak ek sözleşme ile herhangi bir teminat verilmemektedir. Genişletilmiş kasko ana teminatların tamamı ile ek sözleşme ile verilen teminatların poliçede belirtilen bölümüne teminat sağlamaktadır. Tam kasko ise 31 adet teminatın tamamını içermektedir.
Kasko poliçesine ek teminatların eklenebilmesi için ana teminatların tamamının alınması gerekmektedir. Ana teminatların bir veya birkaç tanesinin alınmaması durumunda ek teminatlardan yararlanılamamaktadır. Kasko sigortası deprem teminatı ile deprem nedeniyle yıkılan veya hasar gören yapıların araçlara zarar vermesi durumunda araçlarda meydana gelen hasarların karşılanması sağlanmaktadır. Kasko poliçesinin bulunmaması durumunda deprem nedeniyle araçlarda meydana gelen hasarlar karşılanmamaktadır. Kasko sigortası olmayan araç sahipleri, araçlarında oluşan hasarları kendileri karşılamaktadırlar. Araçlarını deprem nedeniyle yıkılan binaların sebep olduğu hasarlara karşı güvence altına almak isteyen araç sahipleri, kasko sigortası yaptırabilirler.
Kara araçları kasko sigortası genel şartları çerçevesinde kasko sigortası ile çalma, çarpışma, çalınma ve yanma gibi yüksek riskli durumlar teminat altına alınmaktadır. Ek teminatlar ile sigorta poliçesi genişletilebilmektedir. Kasko şartlarına göre teminatlar, Türkiye sınırları içerisinde geçerli olmaktadır. Kasko sigortası genel şartları, T.C Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık ve Emeklilik Mevzuatı kapsamında belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı, başlangıcı ve sonu, sigorta bedeli, teminat dışı durumlar, tazminat hesaplaması ve ödemesi, hasar durumu, zamanaşımı, eksper komisyonu, uyuşmazlıkta dava açılacak sigorta tahkim komisyonu ve mahkeme gibi konular kasko genel şartlarında yer almaktadır. Kasko genel şartları şu şekilde belirtilebilir:
- Sigortanın konusu
- Sigortanın kapsamı
- Coğrafi sınırlar
- Hasar durumu
- Eksik ve aşkın sigorta
- Ek prim ödemesi yapılarak ek sözleşme ile teminat kapsamına alınan hasarlar
- Muafiyetler
- Kasko poliçesinin başlangıç ve bitişi
- Hasar ve tazminat
Kasko sigortası zorunlu olmayan bir sigorta türüdür. Araç sahipleri, istek ve ihtiyaçlarına bağlı olarak kasko sigortası poliçesi düzenletebilmektedirler. Kasko sigortası poliçeleri, sigorta şirketleri aracılığıyla yapılabilmektedir. Poliçeler yıllık olarak düzenlenmektedir. Hasarsız geçirilen yılın ardından poliçe yenileme döneminde ise hasarsızlık indirimi hakkı elde edilmektedir. Bu anlamda hasarsızlık indirimi, kasko sigortası poliçelerini düzenli olarak yenileyen ve trafik kurallarına uygun hareket eden araç sahipleri için ödül niteliği taşımaktadır. Kullanıcıların yanıt aradıkları sorular arasında “Kasko neleri karşılar?” yer almaktadır. Kasko sigortası deprem teminatı, dar kasko poliçelerinde yer almamaktadır. Diğer kasko sigortası poliçesine sahip olan araç sahipleri ise deprem teminatından faydalanabilmektedirler. Kasko sigortası deprem teminatı ile deprem nedeniyle araçlarda meydana gelen hasarlar, kasko poliçesi tarafından karşılanmaktadır. Kasko sigortası teminatları ise şu şekilde belirtilebilir:
- Çarpma ve çarpışma
- Devrilme, düşme ve yuvarlanma
- Yanma
- Hırsızlık
- Asıl anahtarın çalınması sonucunda hırsızlık
- Anahtar kaybı
- Kötü niyetli hareketler
- Enflasyon
- Terör
- Deprem
- Sel
- Aracın yetkisiz kişiler tarafından çekilmesi
Kasko sigortası, olası bir trafik kazası durumunda sigortalı olan kişinin maddi hasarlarını teminat altına almaktadır. Kasko sigortası poliçelerinin ana teminatları; çarpma, çarpışma, çalınma ve yanmadır. Poliçe sahipleri, kendi ihtiyaçları doğrultusunda ek teminatlar ile poliçe kapsamını genişletebilmektedirler. Böylece çok daha geniş kapsamlı kasko poliçesine sahip olmaktadırlar. Olası trafik kazası sonucunda araçlarda meydana gelen hasarlar, kasko poliçesinde belirtilen teminatlar ve limitler dahilinde sigortalı kişiye ödenmektedir. Kasko deprem teminatı ile deprem sonucunda araçta oluşan maddi hasarlar güvence altına alınmaktadır. Kasko poliçesi teminatı, deprem teminatını da kapsamaktadır. Dar kasko poliçesi dışında tüm kasko poliçelerinde deprem teminatı yer almaktadır. Ancak bazı durumlar kasko sigortasının kapsamı dışındadır. Kasko sigortası kapsam dışı durumlar şu şekilde belirtilebilir:
- Araca kasten verilen zararlar
- Nükleer yakıtlar sebebiyle araçlarda meydana gelen hasarlar
- Savaş olayları sonucunda araçlarda oluşan hasarlar
- Araç ile ruhsatta belirtilen taşıma yükünden fazla yük taşınması sonucunda meydana gelen hasarlar
- Terör olayları sebebiyle oluşan hasarlar
- Sürücü belgesi olmayan birinin aracı kullanması sırasında gerçekleşen hasarlar
- Aracın uyuşturucu ve alkol etkisinde olan kişiler tarafından kullanılması sonucunda meydana gelen hasarlar
10 ili etkileyen, merkez üssü Kahramanmaraş ilinin Pazarcık ilçesi olan depremde çok sayıda araç hasar görmüştür. Bu nedenle araç sahiplerinin yanıt aradıkları soruların başında “Kasko deprem hasarını karşılar mı?” yer almaktadır. Kasko sigortası poliçelerinde deprem teminatı yer almaktadır. Yalnızca dar kasko poliçesi sahipleri, deprem teminatından yararlanamamaktadırlar. Dar kasko poliçesi dışındaki tüm kasko poliçelerinde deprem teminatı bulunmaktadır. Bu nedenle deprem nedeniyle meydana gelen yıkımların yol açtığı araç hasarları karşılanmaktadır.
Pert araçlarda da aracın piyasa rayiç bedeli etkili olmaktadır. Araçları pert olan araç sahipleri, deprem nedeniyle pert durumunda rayiç bedel ödemesini hızlı bir şekilde alabilmektedirler. Kısmi hasarlarda ise eksper tarafından yapılan inlemelerden sonra ödemeye karar verilmektedir. Ağır hasarlı araçlarda eksper görevlendirilmektedir. Eksper tarafından belirlenen incelemelerde aracın tamiri mümkünse, tamir ettirilmekte ve teslim gerçekleştirilmektedir.
Zorunlu trafik sigortası, trafiğe çıkan tüm motorlu araçlar için zorunlu bir sigorta türü iken, kasko sigortası kişisel isteğe göre yaptırılabilen bir sigorta türüdür. Kasko sigortası poliçesi sahipleri, araçlarında meydana gelebilecek maddi zararlar açısından kasko poliçesinde belirtilen teminatlar ve limitler dahilinde güvence altındadır. Kasko sigortası poliçelerinde deprem teminatı yer almaktadır. Deprem teminatı sayesinde depremin araçlarda yol açtığı tüm zararlar karşılanmaktadır. Deprem nedeniyle araçlarda meydana gelen hasarlar, eksperler tarafından detaylı olarak incelenmektedir. Eksperlerin incelemeleri sonucunda araç ile ilgili hasar tespit dosyası oluşturulmaktadır. İncelemelerde araç tamir edilebilir bulunur ise, servise alınarak gerekli tamir sağlanmaktadır. Tamir sonucunda araç, sahibine teslim edilmektedir. Pert araçlarda ise rayiç bedel belirlenmekte ve araç sahibinin zararı karşılanmaktadır.
Depremler, önlem alınmaması durumunda daha fazla sayıda can ve mal kayıplarına sebep olmaktadır. Bu nedenle deprem öncesi alınacak önlemler ile can ve mal kayıpları en aza indirilebilmektedir. Deprem öncesi alınabilecek olan önlemler; yapısal anlamda alınabilecek önlemler ve eşyaların verebileceği hasarlara karşı alınabilecek önlemler olmak üzere 2 ayrı başlık altında incelenmektedir. Deprem öncesi yapılması gerekenler şu şekilde belirtilebilir;
- Yerleşim bölgelerinin titizlikle belirlenmesi gerekmektedir. Ovalık ve kaygan olan bölgeler iskana açılmamalıdır. Konutların gevşek toprağa sahip meyilli arazilere yapılmamalıdır.
- Dik yarların yakınına, dik boğaz ve vadilerin içine bina yapılmamalıdır.
- Konutlara deprem sigortası yaptırılmalıdır.
- Mevcut tüm binaların dayanıklılıkları arttırılmalıdır.
- İmar planında konuta ayrılmış olan yerler dışında olan yerlere bina ve ev yapılmamalıdır.
- Çok kar yağışı alan ve çığ tehlikesi olan yamaçlarda bina yapılmamalıdır.
- Yapıların deprem etkilerine karşı dayanıklı olarak inşa edilmeleri gerekmektedir.
- Dolap üzerine konulan eşyalar plastik tutucu malzemeyle sabitlenmelidir.
- Soba ve ısıtıcılar sağlam malzemelerle duvara veya yere sabitlenmelidir.
- Deprem sırasında kişilerin üzerine düşebilecek kitaplık, raf, dolap gibi eşyaların sabitlenmeleri gerekmektedir.
- Deprem sırasında yapılması gerekenlerin başında sakin olmak bulunmaktadır.
- Sağlam sandalyelerle desteklenmiş masa altına veya hacimli ve dolgun koltuk, kanepe, içi dolu sandık gibi koruma sağlayabilecek eşyaların yanına çömelerek veya uzanarak deprem yaşam üçgeni oluşturulmalıdır. Baş iki el arasına alınarak veya yastık, kitap gibi koruyucu malzemeler ile korunarak sarsıntı geçene kadar beklenmelidir. Güvenli yer bulunarak çök-kapan-tutun yapılması gerekmektedir. Sarsıntı sona erene kadar sabit durulmalıdır.
- Sarsıntıya yatakta yakalanıldığında yatakta kalınmalıdır. Vücuda düşebilecek ağır bir eşyanın olmaması durumunda yastıkla baş korunmalıdır. Varsa en yakın güvenli alana geçilmelidir.
- Merdivenlere ve çıkışlara koşulmamalıdır. Sarsıntı bitene kadar evde kalınması, sarsıntı sona erince dışarı çıkılması gerekmektedir. Sarsıntı anında binadan çıkılmamalıdır.
- Tekerlekli sandalyede olanların tekerlekleri kilitleyerek başlarını ve boyunlarını korumaya almaları gerekmektedir.
- Artçı depremler sırasında da ana depremde yapılması gerekenler yapılmalıdır.
- Mutfak, laboratuvar ve imalathane gibi iş aletlerinin yer aldığı bölgelerde ocak ve fırın gibi cihazlar kapatılmalıdır.
- Sarsıntı sona erdikten sonra elektrik, su ve gaz vanalarının kapatılarak soba ve ısıtıcıların söndürülmesi gerekmektedir. Daha önceden hazırlanmış olan acil durum çantası ile birlikte en yakın deprem tahliye toplanma alanına gidilmelidir.
Depremde yapılmaması gerekenlerin en başında paniklememek bulunmaktadır. Bina içerisinde olan kişilerin sarsıntı süresince binadan ayrılmamaları son derece önemlidir. Özellikle ana depremin ardından meydana gelen artçı sarsıntılarda binalar ciddi hasar alabilmektedir. Bu nedenle sarsıntının sona ermesi beklenerek dışarı çıkılmalıdır. Kişilerin kendilerine en yakın güvenli toplanma alanlarına gitmeleri gerekmektedir. Deprem sırasında yapılmaması gerekenler şu şekilde belirtilebilir;
- Deprem anında sabitlenmemiş olan dolap, pencere ve raf gibi eşyalardan uzak durulmalıdır.
- Cam, dışarıya bakan duvar, pencere, aydınlatma tesisatı veya armatürü gibi düşecek eşyalardan uzak durulmalıdır.
- Deprem sırasında binadan çıkılmamalı, merdivenlere ve çıkışlara koşulmamalıdır.
- Acil durum ve yangın bildirimi dışında deprem sırasında ve depremden sonra telefon kullanılmamalıdır.
- Kibrit ve çakma kullanılmamalı, elektrik düğmelerine dokunulmamalıdır.
- Balkonlardan ve asansörlerden uzak durulması gerekmektedir.
Deprem öncesi ve deprem sırasında olduğu gibi deprem sonrası yapılması gerekenler bulunmaktadır. Depremden sonra yapılacakların başında paniğe kapılmadan, etrafa bakarak emniyette olunduğundan emin olunarak binanın terk edilmesi bulunmaktadır. Gaz kokusu alınması durumunda ise gaz vanası kapatılarak, kapılar ve camlar açılmalıdır. Sarsıntının sona ermesinin ardından afet ve acil durum çantası alınarak en yakın toplanma bölgesine gidilmelidir. Deprem sonrası yapılacaklar arasında elektrik, su ve gaz vanalarının söndürülmesi bulunmaktadır. Bunların yanı sıra ısıtıcı ve sobaların da kapatılmaları gerekmektedir. Deprem sonrası alınabilecek önlemler şu şekildedir:
- Deniz kenarında olunması durumunda tsunami tehlikesine karşı sahilden uzaklaşılmalıdır.
- Deprem sonrası ilk 72 saat içerisinde acil ihtiyaçlar ve değerli evrakların saklanabileceği afet ve acil durum çantası hazırlanmalıdır.
- Deprem sonrasında ihtiyacı olan çocuk, bebek, yaşlı, hamile ve engellilere destek olunmalıdır.
Yıkıcı doğal afetlerden biri olan depremin verebileceği zararlar oldukça fazladır. Depremden sonra oluşan doğa olayları arasında bulunan tsunami tehlikesine karşı deniz seviyesinden yüksek olan alanlara gidilmesi gerekmektedir. Doğa olaylarının yanı sıra evlerde de çeşitli tehlikeler bulunmaktadır. Deprem sırasında karşılaşılabilecek tehlikelerin bilinmesi son derece önemlidir. Depremde tehlikeli durumlar şu şekilde belirtilebilir;
- Deprem sırasında çevrede bulunan eşyalar kişilerin üzerine düşebilir.
- Deprem sırasında camlar kırılıp, patlayabilmektedir.
- Sarsıntı sırasında hareket edilmesi, balkonlara, merdivenlere yönelinmesi tehlikelidir.
Deprem sırasında uzak durulması gereken yerlerin bilinmesi, depremin sebep olabileceği zararlardan korunmak için son derece önemlidir. Apartmanların dış duvarları tehlikelidir. Deprem sırasında bu alanlardan uzak durulması gerekmektedir. Koridorlar, iç duvarlarla çevrelenmekte oldukları için daha güvenli alanlardır. Evlerin güvenli alanları, deprem sırasında devrilebilecek mobilyaların ve baş kısmına düşebilecek eşyaların bulunmadığı yerlerdir. Pencere kenarları tehlikelidir. Bu nedenle kişilerin evlerindeki en güvenli yerleri tespit etmeleri gerekmektedir. Deprem sırasında açık alanda bulunan kişilerin ise çevre binalardan uzak durmaları gerekmektedir. Tsunami tehlikesine karşı deniz seviyesinden yüksek alanlara çıkılmalıdır.
Deprem güvenliği konusunda araştırma yapan kişiler “Depremde hangi kat daha güvenlidir?” sorusunun yanıtını merak etmektedirler. Deprem sırasında en üst katlar en fazla sallanan katlardır. Ancak paniğe kapılmamak ve evin en güvenli yerinde sarsıntının geçmesini beklemek gerekmektedir. Evlerdeki güvenli yerlerin önceden tespit edilmesi hayati önem taşımaktadır. Apartmanların dış duvarlarına kıyasla koridorlar daha güvenlidir. Bunun nedeni, koridorların iç duvarlarla çevrelenmeleridir.
Kişiler deprem sırasında evlerinde veya açık alanlarda olabilmektedirler. Binalarda olduğu gibi açık alanlarda da dikkat edilmesi gereken bazı durumlar bulunmaktadır. Depremin gerçekleştiği süre boyunca açık alanda kalınmalıdır. Bu süre içerisinde evlere girilmemelidir. Açık alanların çevrelerinde çok sayıda bina bulunabileceği için bu binalardan düşebilecek cam ve baca kırıklarına karşı tedbirli olunmalıdır. Açık alanda depreme karşı alınacak önlemler şu şekilde belirtilebilir;
- Enerji hatlarından, ağaçlardan, duvar diplerinden ve diğer binalardan uzaklaşılmalıdır.
- Açık arazide çömelerek etraftan gelebilecek olan tehlikelere karşı hazır olunmalıdır.
- Deniz kıyısından uzaklaşılmalıdır.
- Toprak kayması, taş veya kaya düşebilecek yamaç altlarında bulunulmamalıdır.
- Binalardan düşebilecek olan cam kırıkları, baca ve sıvalara karşı tedbirli olunmalıdır.
- Toprak altındaki kanalizasyon, gaz ve elektrik hatlarından gelebilecek olan tehlikelere karşı dikkatli olunmalıdır.
- Çevredeki binaların dış duvarlarının yıkılabileceğinin bilincinde olunarak dikkatli olunması gerekmektedir.
Deprem güvenliği konusunda fikir sahibi olmak isteyen kişiler “Depremden sonra evden çıkmadan neler yapılmalıdır?” sorusuna yanıt aramaktadırlar. Sarsıntı süresince baş ve boyun bölgesi korunarak hareketsiz kalınmalıdır. Sarsıntı sona erdiğinde kişiler, emniyette olduklarından emin olduktan sonra binayı terk edebilirler. Gaz kokusu alınması durumunda gaz vanası kapatılarak, pencereler açılmalıdır. Sarsıntının sona ermesinin ardından afet ve acil durum çantası alınarak en yakın toplanma bölgesine gidilmelidir.
Deprem sonrasındaki ilk 72 saatte yardım ekipleri ulaşana kadar acil ihtiyaçların ve değerli evrakların yer aldığı “Afet ve Acil Durum Çantası” (AFAD deprem çantası) hayat kurtarabilmektedir. Acil durum çantası içerisinde afetlerden sonra ihtiyaç duyulabilecek tüm malzemelerin bulunması gerekmektedir. En iyi deprem çantasının sorumlu olunan bebek, yaşlı, engelli ve evcil hayvanlar için gerekli olan tüm gerekli ihtiyaçları içermektedir. Bu nedenle bir deprem ülkesi olan Türkiye’de deprem çantası hazırlama bilincine sahip olunması gerekmektedir.
Deprem çantasında bulunanlar, afetlerden sonra hayat kurtarmaktadır. Meydana gelen doğal afet sonrasında yiyecek, içecek ve diğer acil ihtiyaçların temin edileceği yerlere ulaşım kolay olmayabilmektedir. Deprem çantası içerisinde yer alan malzemeler sayesinde, kişiler küçük yaralanmalarını kendileri tedavi edebilirler. Deprem çantası içerisinde tüm aile üyeleri için yeterli miktarda su ve gıdanın bulunması gerekmektedir. Bu sayede acil durum ekipleri müdahalesine kadar hayatta kalınabilmektedir.
Depremlerin ardından can kayıplarının çok önemli bir bölümü 72 saat içerisinde gerçekleşmektedir. Bu nedenle ilk 72 saatte hayatta kalınması önemlidir. Deprem çantası içerisinde konulabilecek hazır gıda, su, giyecek, ilkyardım malzemeleri, el feneri, radyo, iletişim cihazı gibi malzemelerle kurtarma ekipleri bölgeye ulaşana kadar hayatta kalınabilmektedir. Ayrıca deprem çantasından yararlanmak, aramak kurtarma ekipleriyle daha hızlı iletişim kurulabilmesini de sağlamaktadır.
Deprem çantası içerisinde afet durumunda ihtiyaç duyulabilecek tüm malzemelerin bulunması önem taşımaktadır. Tüm aile üyelerine yetecek ölçüde su, yüksek kalorili gıda, hijyen malzemeleri, önemli belge fotokopileri, ilkyardım malzemeleri ve giyeceklerin deprem çantasına konulması gerekmektedir. Aile üyelerinin birbirleriyle deprem çantası içinde bulunması gereken malzemeleri belirlemeleri gerekir. Aynı şekilde öğrenciler de öğretmenleriyle gerekli malzemeleri konuşarak, deprem çantası hazırlamalıdır.
Deprem çantası, deprem sonrası ilk 72 saatte yardım ekipleri bölgeye ulaşana kadar acil ihtiyaçların karşılanmasını sağlamaktadır. Bu sayede enkaz altında yaşama tutunma olasılığı önemli ölçüde yükselmektedir. Deprem sonrasında yüksek hasarlı evlere girmek oldukça tehlikelidir. Deprem nedeniyle evleri hasar alan kişiler için acil durum çantası kurtarıcı olmaktadır. Deprem çantası içerisinde bulunan çadır, toplanma alanlarında oldukça işe yaramaktadır.
Deprem çantasının olası bir afet anında hazır olması gerekmektedir. Deprem çantasında olan eşyalar, afet sonrasında hayat kurtarabilmektedir. Hazır deprem çantasının kolaylıkla ulaşılabilecek bir yerde bulunması önem taşımaktadır. Deprem acil durum çantasının yalnızca evlerde değil aynı zamanda işyerlerinde, okullarda ve sınıflarda da yer alması gerekmektedir. Öğrencilerin öğretmenleri ile birlikte deprem çantasında olması gereken malzemeleri belirlemeleri önemlidir. Deprem çantası içindekilerin düzenli aralıklarla bozulup bozulmadığının kontrol edilmesi gerekmektedir.
6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen, ağır can ve mal kayıplarına neden olan Kahramanmaraş Depreminin ardından kullanıcılar, deprem çantası seti içerisinde hangi malzemelerin bulunması gerektiğini merak etmektedirler. Deprem çantası listesi içerisinde; gıda, su, önemli belge fotokopileri, giyecek, su ve hijyen malzemeleri yer almaktadır. Akut deprem çantasında yüksek kalorili, vitamin ve karbonhidrat içeren, su kaybını önleyen ve dayanıklı gıda maddelerinin bulunması gerekmektedir. Deprem çantası içerisinde konserve, kuru meyveler, tahin, pekmez ve meyve suyu gibi gıdaların bulundurulması tavsiye edilmektedir. Bunun yanı sıra her bir aile üyesi düşünülerek yeterli içme suyunun olması önem taşımaktadır. Deprem çantası için battaniye, acil durumlarda ısınmayı sağlamaktadır. Diğer deprem çantası malzemeleri şu şekilde belirtilebilir:

Önemli Belge Fotokopileri
- Nüfus cüzdanı ve ehliyet gibi kimlik kartları
- Tapu, sigorta ve ruhsat belgeleri
- Zorunlu Deprem Sigortası poliçesi
- Diplomalar
- Banka cüzdanı ve pasaport
- Evcil hayvan sağlık karnesi

Giyecekler
- İç çamaşırı
- Yağmurluk
- İklime uygun giysiler

Hijyen Malzemeleri
- Sabun ve dezenfektan
- Diş fırçası ile diş macunu
- Islak mendil
- Tuvalet kağıdı
- Hijyenik ped

Diğer Malzemeler
- İlk yardım çantası
- Uyku tulumu veya battaniye
- Çakı, küçük makas ve düdük
- Kağıt ve kalem
- Pilli radyo, el feneri ile yedek piller (Pillerin dayanıklı ve uzun ömürlü olması gerekmektedir.)
Bebek deprem çantası bulunması gerekenlerin başında beslenme ürünleri bulunmaktadır. Bebeğin beslenebilmesi için gerekli tüm beslenme malzemeleri ile bebeğin ayına uygun mamaların konulması gerekmektedir. Bunun yanı sıra bebeğin kullandığı ilaçların da bulundurulması gerekir. İlaçların son kullanma tarihleri düzenli aralıklarla kontrol edilmelidir. Bebeğin bezinin değiştirilmesi durumunda kullanılmak üzere ıslak mendil ve bebek bezinin de deprem çantasına konulması gerekmektedir. Uzun süreli olarak eve girilmemesi durumuna karşı eldiven, iç çamaşırı, battaniye gibi bebek ürünlerinin deprem çantasında olması önemlidir.
Deprem bölgesinde yaşayan kişilerin kedi deprem çantası hazırlamaları gerekmektedir. Acil durumda hayati öneme sahip olan kedi deprem çantası içine bir miktar kuru mama, ıslak mama ve pet şişe su konulması gerekir. Kedi deprem çantasında bulunması gerekenlerin listesinde ödül maması da yer almaktadır. Bunun yanı sıra çok yer kaplamayan bir adet tasma bulundurulması, evcil hayvana ulaşılamayan durumlarda güvende tutulabilmesini sağlamaktadır. Deprem sırasında panikleyebilecekleri göz önüne alınarak bitki bazlı sakinleştirici bulundurulabilmektedir. Evcil hayvanların kullanmak zorunda olduğu ilaçların da mutlaka deprem çantasına konulması gerekmektedir.
Deprem çantasında olması gereken eşyalar arasında kağıt ve kalem yer almaktadır. Deprem çantasında bulunan kağıt ve kalem, deprem sonrasında ulaşılması gereken yakınların telefon numaraları ile adreslerinin not edilebilmesini sağlamaktadır.
Deprem çantasında mutlaka olması gerekenler arasında düdük bulunmaktadır. Düdük, kişilerin seslerini duyuramadıkları veya seslerinin yetmediği anlarda oldukça yardımcı olmaktadır. Böylece yardım ekiplerine hızlı bir şekilde sesli uyarı verilebilmektedir.
Deprem çantasında bulunması gereken eşyalar arasında çakı yer almaktadır. Deprem sonrasında çakı çok amaçlı olarak kullanılabilmektedir. Meydana gelen depremde enkaz altında yaralanan kişiler, yaralarını tedavi etmek için gazlı bez gibi ilkyardım malzemelerini kesmek için çakıdan yararlanabilirler. Bunun yanı sıra konserve açmak için de çakı kullanılabilmektedir.
Deprem sonrasında karşılaşılan en büyük problemlerin başında hijyen sorunları bulunmaktadır. Bu nedenle ıslak mendil ve dezenfektan gibi malzemeler, suyun bulunmadığı yerlerde kullanılmaktadır. İmkansızlıklar nedeniyle deprem sonrasında tuvalet sorunu oluşmaktadır. Bu durumda tuvalet kağıdı oldukça işe yaramaktadır.
Deprem malzemeleri arasında radyo ve pil bulunması gerekmektedir. Depremin neden olduğu yıkım sonrasında baz istasyonları, internet erişimi ve televizyon yayınları gibi haberleşme araçları kesintiye uğramaktadır. Ayrıca uzun süreli olarak elektrik kesintileri meydana gelebilmektedir. Dayanıklı ve uzun ömürlü pil aracılığıyla uzun bir süre boyunca radyo çalışabilmektedir. Bu sayede kişiler dış dünya ile iletişim kurabilmektedirler.
Deprem çantası içinde olması gerekenlerden biri de nakit paradır. Acil durumlarda ATM’ler çalışmayabilmekte, bankalar kapalı olabilmektedir. Deprem sonrasında acil ihtiyaçların karşılanabilmesi için tüm vatandaşların nakit paraya ihtiyaçları bulunmaktadır.
Deprem çantasında yalnızda acil ihtiyaçlar bulunmaktadır. Bu nedenle deprem çantası içerisinde bulunması gereken malzemeler arasında kitap yer almamaktadır.
Deprem çantasında olması gereken yiyecekler arasında ekmek bulunmamaktadır. Bunun sebebi ekmeğin kısa süre içerisinde bayatlamasıdır. Deprem çantasına konulması gereken yiyeceklerin kısa süre içerisinde bayatlamaması ve bozulmaması gerekmektedir. Deprem çantası olması gerekenler arasında; su ve paketli kuru gıda bulunmaktadır.
Deprem çantasına yüksek kalorili, vitamin ve karbonhidrat oranı yüksek olan, dayanıklı yiyeceklerin konulması gerekmektedir. Deprem çantası yiyecekleri arasında çikolata da bulunmaktadır. Bitter çikolata, çikolata barları veya fıstık ezmesi yüksek enerjiye sahip olmaları nedeniyle deprem çantası için gerekenler arasında yer almaktadır.

Copyright © 2020 - yasamkorumasistemleri.com
Yaşam Koruma Sistemleri